Film Önerileri

Kış Uykusu

Sizlere bugün yakın dönem Türk sinemasının kuşkusuz en başarılı filmlerinden biri olan Kış Uykusundan bahsedeceğim. Yönetmenliğini Nuri Bilge Ceylan’ın üstlendiği 2014 yapımı olan bu filmin başrolünü ise Haluk Bilginer üstlenmiş olup Cannes Film Festivalinde de Altın Palmiye ve FIPRESCI ödülüne layık görülmüştür. Filmin konusuna ufacık bir özetle değinecek olursak;

Emekli bir tiyatrocu olan Aydın(Haluk Bilginer), tiyatroculuğu bıraktıktan sonra babasından yadigar kalan butik oteli işletmek için Kapadokya’ya döner. Oraya gittikten sonra Aydın’ın günleri bazen yerel bir gazeteye köşe yazısı yazarak, bazen de bir türlü yazmaya başlayamadığı Tiyatro Tarihi kitabını yazmayı düşünerek geçer. Bu zaman içerisinde hayatında iki kişi vardır kendisine soğuk davranan genç karısı Nihal ve boşandıktan sonra yanlarına taşınan Necla. Kışın yavaş yavaş geldiği dönemlerde Aydın’ın bir yerlere gitme isteği yavaş yavaş içinde belirmeye başlar… Filmimizde  Aydın’ın gelgitleriyle bizi bir o yandan bir bu yana savurur.

Kuşkusuz filmde hayretler içinde izlediğim iki sahne vardı. Bunlardan ilki Aydın(Haluk Bilginer),Levent(Nadir Sarıbacak)ve Suavi(Tamer Levent)  bir gece otururken Levent ile Aydın’ın seslendirdiği Shakespeare tiradı.

”vicdan, güçlüleri korkutmak için düşünülmüş korkakların kullandığı sözcükten başka bir şey değildir.
bizim vicdanımız güçlü kollarımız; kılıçlarsa yasalarımızdır. ”

aydın cevaplar:

”aldanmak yaptığımız her işte şaşmaz yargısı hepimizin. her sabah parlak işler tasalar, gün boyu budalalık ederim.”

-Senaryonun kusursuzluğunu en çok bu sahneden sonra ayakta alkışlamak istedim.

İkinci sahne ise; Aydın’ın eve dönüşünde Nihal’e yakardığı cümleleri bir türlü aklımdan silemiyorum.

“Nihal…
Gitmedim.
Gidemedim.
Artık yaşlandım mı, kafayı mı oynattım, yoksa başka bir adam mı oldum, nasıl istersen öyle düşün.
Bilemiyorum.
Ama birkaç gündür içime yerleşen yeni adam gitmeme izin vermiyor.
Nolur sen de gitmemi isteme.
Anladım ki artık beni İstanbul’a çağıran bir şey yok.
Her yerde olduğu gibi orada da her şey yabancı bana.
Bilmeni isterim ki, senden başka yakınım yok.
Seni her dakika, her saniye özlüyorum.
Ama gururum el vermediği için hiçbir zaman söyleyemiyorum.
Senden ayrılmanın benim için ne derece korkunç hatta olanaksız olduğunu çok iyi biliyorum.
Tıpkı artık beni sevmediğini bildiğim gibi.
Biliyorum, eski günlere dönemeyiz.
Gerek de yok buna.
Beni bir uşağın gibi, bir kölen gibi yanına al.
Ve hayatımıza senin istediğin gibi de olsa devam etmemize izin ver.
Beni affet…”

Müzikler, senaryo , sinematografi… Filmi defalarca izlememe rağmen diyebileceğim tek şey Bergman’dan bu yana böylesini görmemiştik. Ufak bir eleştiri de bulunmak isterim ki Haluk Bilginer’in röportajına göre Cannes Film Festivalinde bir tane olsun Türk haber kanalı yokmuş. Yine bizim olan birçok şeye olduğu gibi bu filme de bizden çok dünya sahip çıkmış.  İzleyin, defalarca kez izleyin ve izletin.

 

 

 

 

Yorum Yap
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
(2 oy, ortalama: 5,00, 5 üzerinden )
Loading...

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Spam içerikler engellenmektedir.

En Popüler Yazılar

Sosyal Eleştiri olarak sizlere dizi film oyun vb. birçok kategoride eleştiriler ve öneriler sunuyoruz. Bununla kalmayıp hayattan tecrübeler ve günümuz medyasından birçok gelişmeyi de sizlere aktarıyoruz.

Copyright © 2017 Sosyal Eleştiri.

To Top